24 Mart 2017: Cuma
Gölge

Şiddetle Tavsiye Film: Miracle in Cell No 7

Sinema 6 Nisan 2014 1 2.358  
Bu Kişisel Blog'da 550 kategori'de yazıya yazılmış adet değerli yorumlarınız bulunmaktadır..

Birazdan yazacaklarımın altına bizzat imza atarım. Arkadaş o kadar güzel anlatmış ki olayı ben her cümlesine harfiyen katılarak yazıyı sizlere de okutmak istiyorum. Ben bu zamana kadar güney kore filmi izlemedim ama hakkında çok övgüler duydum. Bu benim izlediğim ilk güney kore filmi oldu ayrıca. Ben kendi adıma yazıyı daha fazla uzatmadan sözü arkadaşıma devrediyorum:


Güney Kore’den biraz uzak kaldım mı hemen kendilerini belli eden bir filmle bizi unuttun demeyi başarıyorlar. Her yıl o kadar kendini sevdiren filmlere imza atıyorlar ki, mutlaka birkaç film top 10 listenizi zorluyor.

Miracle in Cell No. 7, tamamen tesadüf eseri karşılaştığım, hatta bir arkadaşım izlemek istediği için bilgisayarımda duran bir filmdi. Hatta ve hatta o arkadaş izleyip de çok güzelmiş mutlaka sen de izle demese belki bir süre daha kendi başına takılacaktı. Ama çekik gözlü abiler yine öyle güzel bir iş yapmışlar ki…

Hwan-kyung Lee‘nin yazıp yönettiği filmin başrolünde ise Ryu Seung-Ryong ve 7 yaşındaki Kal So-Won yer alıyor. Akıl hastası bir babayla dünyalar tatlısı kızını canlandıran bu ikili, son dönemin en tatlı ikililerinden biri olabilir. Tecavüz ve öldürme suçu yüzünden kendini hapishanenin en rahatsız koğuşunda bulan karakterimiz olan bitenden ne kadar habersizse, 7 yaşındaki kızı da bir o kadar haberdar. Ama adalet her şeyden önde geliyor…

Filmin dayandığı nokta biraz sallantıda gibi aslında. Torpil ne kadar işler bu konuda bilemiyorum ancak bu derece zihinsel özrü olan bir kimsenin bu derece ağır bir ceza alması yasalara değilse bile vicdana aykırı olmalı. Ama senaryo ne vicdan ne yasa dinliyor. Kendi adını söylemekte zorlanan Yong-Goo bir anda “kötü adamların” ortasına düşüveriyor. Ancak olaylar da bu dakikadan sonra başlıyor.

Şu zamana kadar izlediğim film sayısı 1000′i geçmiştir belki. Bunu da övünmek için falan söylemiyorum ancak ben bu kadar film izledim, bu filmdeki gibi bir çocuk oyuncu performansı görmedim. Yok, valla yok! O kadar ufak yaştaki bir çocuğun (film çekilirken 6 yaşında oluyor kendisi) bu kadar üst düzey bir performans sergilemesi inanılır gibi değil.

Sanki kameraları hiç görmüyor, sanki yıllardır oyunculuk icra ediyor, sanki büyümüş de küçülmüş velet. Yeri geldiğinde tek bir yüz hareketiyle güldürüp yeri geldiğinde o duygusal sahneyi öyle kaliteli aktarıyor ki seyirciye, sırf bu tatlı ufaklığın oyunculuğu bile ağlatmaya yetiyor filmin sonlarına doğru. Sadece o değil, zihinsel engelli baba karakteri de çoğu sahnede gülmekten öldürüyor. Ayrıca koğuştaki diğer karakterler de filmin havasının bu denli sıcak olmasında büyük rol oynamışlar.
miracle-1

Hikaye biraz düşünülebilir. Hani çok çok orijinal bir hikaye değil elbette. Fakat Güney Koreliler işte. Kafaları şu sinemaya, senaryoya çok iyi basıyor. O hikayeyi öyle bir hale getirmişler ki, filmin büyük bir çoğunluğunda gülmekten yerlere yatıyorsunuz. Çok çok iyi bir komedi filmi en başta. Ardından, finale doğru hiç beklemediğiniz bir olay yaşanıyor ve benim için Güney Kore sinemasının farkı da burada çıkıyor ortaya. Ne yapıp ediyor ve sizi can evinizden vurmayı başarıyorlar. Güney Kore sinemasının en güzel, en çekici özelliği. Sıradan bir hikayeyi bile size en baştan keyifle izletip, finalinde ters köşeyi ağız tadıyla yedirebiliyorlar.

Güney Kore’de tüm zamanların en çok izlenen 3. filminden bahsediyoruz. 50 günde 12,3 milyon insan tarafından izlenmiş, ki en çok izlenen film 13 milyon kişiyle The Host. Onların o meşhur tatillerinden birine denk gelmesi de izlenme sayısını arttırdı diye yazmışlar wiki’de fakat ben pek katılamıyorum. Çünkü o dönemde tek bir film mi vizyona giriyor? Elbette hayır.

Türkiye’de henüz keşfedilmemiş, çok kişi tarafından bilinmeyen bir yapım. Vizyona gelir mi ondan bile şüpheliyim ancak benim şiddetle tavsiye edeceğim ve arşivimin en güzel yerinde saklayacağım filmlerden biri oldu. 2 saati geçkin süresine rağmen o kadar içinizi ısıtıyor ki film, önce bitmesin istiyorsunuz, bittikten sonra da yeniden izlemek. Baba-çocuk sevgisi, dostluk, ayrılık, adaletsizlik, ölüm temalarını işlerken bir yandan eleştirisini yapıyor, diğer taraftan salya sümük ağlatıyor. Mutlaka ama izleyin.

Yazının orijinal haline cineshoot adresinden bakabilirsiniz zaten bu alıntı yaptığım yerde o siteye ait. Dediğim gibi kesinlikle aynı fikirdeyim. Bu filmi mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum. Yazıyı okuduysanız izlemeniz gerektiğini anlayacaksınızdır zaten. Yalnız son sahnede cidden salya sümük ağlatıyor. O yüzden filme başlarken yanınızda iki-üç adet selpak bulundurmanızı tavsiye ediyorum. Bir de altyazılı izleyin keyfi hiç kaçmasın.. Hatta şu adresten 720p ve altyazılı izlemeniz mümkün:
http://www.sinemafilm.org/miracle-in-cell-no-7-2013-filmini-1080p-turkce-dublaj-altyazili-full-hd-izle/24771/2/

Bu yazıdan önce yazmış olduğum "Hint Filmlerine Düştüm Hacı" başlıklı yazımı da okumanızı tavsiye ederim.

Enes ILHAN

Herkese Merhabalar, ben Enes İLHAN. Gaziantep'te doğdum, Adana'da Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı bölümünü okudum ve 2012'de mezun oldum. Askerliğimi uzun dönem olarak, { acemiliği Ankara/Mamak'ta , usta birliğini ise Hatay/İskenderun'da } yapıp bitirmiş bulunmaktayım. Şimdi ise hayata atılmanın çabası içerisine girmiş bulunmakta olup iş bulma derdindeyim.

1 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir