Kitap Okuma Alışkanlığını Edinememe

Kitap Okuma Alışkanlığını Edinememe

Türk halkı olarak maalesef ki böyle bir alışkanlığımız olmadı genel olarak. Kitap okuma hiçbir zaman sevilesi bir şey haline gelemedi. Nedendir bilinmez ama bu kadar faydalı olan bir hareketin bizler tarafından sevilmemesi ciddi olarak araştırılması gereken bir mevzu diye düşünüyorum. Okuma alışkanlığını sadece kitap olarak da belirtmiyorum yanlış anlaşılmasın. Gazete, dergi, internet, e-kitap, e-dergi vs. ne olursa olsun belli bir süre sonra bu çabadan kolayca vazgeçebiliyoruz.

Küçük yaşlardan beri sürekli okuduk aslında. Ama belli bir vakitten sonra o kadar sıkıcı olmaya başlıyor ki (kendi adıma konuşuyorum) artık okumaktan ötesine gitmek istiyorum. Esasında blogumun kuruluş amacı yazmak üzerine ve bu yazdıklarımı da okuyan bir kitle var böyle de ironi bir yazı oldu şimdiden 🙂 Yazıyı tamamen kendi düşüncelerimden yola çıkarak yazıyorum ama eminim ki benle benzer fikirlere sahip olanlar da olacaktır illa ki.

Çünkü böyle güzel ve faydalı bir eylemin bir süre sonra neden yitirildiğini bilmek güzel olurdu. O kadar ilginç bilgiler edindim ki özellikle Türkiye’nin dünya’da kitap okuma alışkanlığı ile alâkalı. Gerçekten üzücü bir durum ama genlerimizde okuma gibi bir alışkanlık yok gibi. Bir liste var ama tamamını yazmayacağım, şöyle ki;

  • Maalesef Türkiye’de ihtiyaç malzemeleri sıralamasında kitaplar 235. sırada yer almaktadır!
  • Türk çocukları kitap okuma konusunda çoğu Afrika ülkelerinin gerisinde kalmış durumdadır. Japonya’da toplumun %14‘ü, Amerika’da %12‘si, İngiltere’de ve Fransa’da %21‘i düzenli kitap okurken Türkiye‘de yalnız 10.000 kişide 1 kişi düzenli kitap okuyor!
  • Türkiye’de 1 kişinin kitap okumaya ayırdığı zamanın; bir Norveçli 300, Amerikalı 210, İngiliz ve Japon 87 katını ayırıyor. Dünya ortalaması da Türklerin ayırdığı zamandan 3 kat fazla!
  • Kitap için Norveçli 137, Alman 122, Belçika ve Avusturyalı 100 dolar, Güney Koreli 39 dolar ayırıyor. Dünya ortalaması 1,3 dolar iken, Türkiye’de bir kişi kitaba yılda ancak 0,45 dolar harcıyor.
  • Türk halkı kitap okumaya yılda yalnızca 6 saat ayırıyor. Türkiye kitap okuma konusunda çoğu Afrika ülkesinin gerisinde kalmış durumda.

Bu liste daha vahim maddelerde devam ediyor. Durum ne yazık ki pek iç açıcı değil. Bütün bu olumsuzluklara rağmen çevremde kitap okuyan insanlar var ve ben hep onlara özenmişimdir. Bir de şöyle bir durum var sevgili okur; bilgisayar başında olduğum süre boyunca bir kitap hayatta aklıma gelmez. Ama mesela elektrik gitse ya da internet ve bilgisayar ortamından uzaklaştığım anda kitap okuyabildiğim doğrudur.

Mesela askerde hayatımda okumadığım kadar kitap okudum. 500 küsür sayfalık bir kitabı bitirmeyi başarmıştım. Gerçi sürükleyici her kitap kendini okutuyor ama bu dediklerim böyle ortamlarda geçerli. Askerde 10-12 adet kitabı rahat okumuşumdur. Bu insanlık için küçük ama benim için çok büyük bir olaydı mesela 😀 Kitabı okudukça sevmiştim askerde ve bu eylemi devam ettireceğimi zannetmiştim ama yanılmışım a dostlar 🙁

Şuna da değinmeliyim ki yabancı çeviri romanlar inanılmaz anlamsız ve saçma geldiği için bir daha okumaya kalkışabilirsem öyle bir hataya düşmeyeceğim. Çünkü çeviri romanlar ya çok kötü çevriliyor, ya da anlatılmak isteneni tam olarak anlatamadığı için olmayan ilgimi tamamen diplere çekti bu süre zarfında. Polisiye romanlar çok sürükleyici felan derlerdi ama çeviri de çok sıkıcı bir hâl alıyordu ben okuduğum zaman.

Bu konu da neler yapabilirim kitap seven ve kitap okumaya gönül veren saygı değer insanlar ? Kendime günde yarım saat ya da 1 saat kitap okuma molası versem bunu uygulayabilir miyim bunu da bilmiyorum. Sizlerin bu konu da tavsiyeleri var mıdır ? Nasıl bir yol izlemeliyim ? Biliyorum çok önemli bir alışkanlık bunu edinmek ama ben ne yaptıysam bu eylemi alışkanlığa dökemedim ne yazık ki …

Bu yazıdan önce yazmış olduğum "Sülük Gibi Yapışan Dsmart!" başlıklı yazımı da okumanızı tavsiye ederim.

Herkese Merhabalar, ben Enes İLHAN. Gaziantep'te doğdum, Adana'da Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı bölümünü okudum ve 2012'de mezun oldum. Askerliğimi uzun dönem olarak, { acemiliği Ankara/Mamak'ta , usta birliğini ise Hatay/İskenderun'da } yapıp bitirmiş bulunmaktayım. Şimdi ise hayata atılmanın çabası içerisine girmiş bulunmakta olup iş bulma derdindeyim.

11 yorum

  1. Ersin   •  

    Bende bu alışkanlık var Enes. İlk okuduğum ve halen aklımda olan “Huzur Sokağı – Şule Yüksel Şenler” ile bu alışkanlığı edindim.

    Kitap okumak genellikle bende yatağa uzandığım zaman başlar. Ne zaman gözlerim kapanıyor ise orda bırakırım. Mesela bir öneri olarak uykun kaçtığı zamanlarda sende benim gibi yap. Zamanla bence alışkanlık haline gelecektir. 🙂

    • Enes ILHAN   •     Yazar

      Yazımda “500 küsür sayfalık bir kitabı bitirmeyi başarmıştım.” demişim ya Ersin o kitap senin okuduğun kitaptı biliyor musun 🙂 Feyza ile Bilal’in aşkı beni uzun bir süre etkilemişti.

      İnşallah Ersin. Uykum kaçtığı zamanlar kitaplar yanı başımda duruyor aslında bunu deneyebilirim. Teşekkür ederim, inşallah alışkanlık haline getirebilirim 🙂

      • Ersin   •  

        Tamamen tesadüf diyelim bu duruma o zaman enes 🙂

          • Ersin   •  

            Diyelim bakalım 🙂

  2. Ömer Gökyar   •  

    Artık cebimizden bile kitap okuyabiliyoruz o yüzden bana kalırsa hiçbir şey kitap okumaya bahane değil..

    • Enes ILHAN   •     Yazar

      Orası öyle hiçbir şey bahane değil ama mesele alışkanlık edinebilmekte.

  3. Çağatay Gülümser   •  

    Bi’ videoda duyduğuma göre alışkanlık edinebilmek için o işi 40 gün içerisinde devamlı tekrar etmemiz gerekirmiş. Bu süre ortalama tabii. 40 günün sonunda yapılan aktivive/iş artık her neyse bir rutin olarak hayatımızda yer edermiş. O yüzden sosyal medyada başlatılan “40 sabah erken kalk” projesi çok güzel bir şey. Kitap okuma gibi güzel alışkanlıklar edinmek için bir tablo hazırlayıp 40 gün boyunca tekrarlamak şart. Bunu severek yapmak da önemli.

    • Enes ILHAN   •     Yazar

      Çok mantıklı geldi bu fikir Çağatay. Evet ben de böyle bir şeyi hatırlıyorum. Yani 40 gün bir şey sürekli yapılırsa yer edermiş dediğin gibi. Buna benzer kısa bir hikaye var yorumumu bu hikayeyle bitireyim. Gerçekten teşekkür ederim bu fikrin için ve bunu deneyeceğim inşallah:

      ‘Bir gün büyük imam imamı Azam (ra)’a babası bir çocuk getirir ve çocuğunun çok bal yediği için her tarafının yara içerisinde kaldığını, şifanın ALLAH (cc)’dan olduğunu, çocuğunu okumasını rica eder.
      İmamı Azam(ra) çocuğun babasına dönerek, 40 gün sonra gelmelerini ister. Baba çaresiz geriye döner ve tam 40 gün sonra büyük imama gelir.

      Ebu hanife, büyük imam çocuğa dönerek, başını okşar ve der ki: ”Bir daha bal yeme evlatım” der, Çocuk da “olur amca yemem” der. Çocuğun babası şaşkın, imamı Azam ebu hanefiye: ”40 gün evvel bu dediklerini deseydin ya” der.

      Ebu hanife hazretleri bunun üzerine: ”40 gün evvel ben bal yemiştim, eğer o gün deseydim sözümü dinlemez bal yemeye devam ederdi, ben tam 40 gün bal yemedim bi iznillah çocuğun bir daha bal yemeyecek ve vücudundaki yaralar kapanacak” der.
      Gerçekten de çocuk bir daha bal yemez ve yaraları kapanır.’

  4. Ufuk Ali Kaftanlı   •  

    İnsanlar kitap okumayı bir zorunluluk olarak gördükleri için, okumuyorlar. Fakat, zihnin dinlendirilmesi, ruhun beslenmesi, düşüncelerin güzelleşmesi adına yapsalardı bu faaliyeti, ellerinden kitaplar hiç düşmezdi. Nitekim önce fark etmeliler ve bir an önce farkına varmazlarsa bazı şeyler için geç olabilir. 🙂

  5. Tolga   •  

    Ülkemizde kitap okuma alışkanlığı acaba bilmam kaçıncı dünya sıralamasında, üzücü…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Sorusu ? * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.