Enes İLHAN\ "" tarihli arşiv

Kendimce 4 yorum 2.955 21 Nisan 2014

Çok hoşuma giden bu yazıyı sizlerle paylaşmak istedim. Bizim çocukluğumuzda da pek fark yoktu ama harbiden 80 kuşağı daha iyiymiş. Biz bir sonraki kuşak olduğumuz için her kuşak malesef bizliğimizi biraz biraz olsun yitirdik. Şimdi eskisiyle şu zamanı mukayese bile etmiyorum. Eminim bunu okuyanlarınız kendilerinden muhakkak bir şeyler bulabilirler. Şimdi ki nesil bile kendinden bir şeyler bulabilir, çünkü dedim ya her kuşak daha da kötüye gittik. Eski yılları malesef geri

Teknoloji 5 yorum 7.413 15 Nisan 2014

Geçen hafta kardeşimin okuldan eve getirdiği tablet ve uygulanmak istenen sistem hakkında biraz atıp tutacağım bugün. Öncelikle tablet bugüne kadar gördüğüm en kötü tabletlerden birisi diyebilirim. Ben 24 yaşımda olmama rağmen iki elimle bile tuttuğum zaman tableti omuzlarım çürüyor, kollarım takatsiz kalıyor. Bir de bunu lise çağında ergenliğe yeni giren çocuklara bu ağırlıkta bir tablet vermişler. 10.1 inç gibi bilgisayar yarısı ekranla ne yapılmak istenmiş gerçekten anlayamadım.

7.9 veya 8 inç bu çocuklar için gayet yeterli olurdu. (benim için de gayet yeterli bir seviye iken) Pili desen bir garip. 7000 mah batarya olduğunu iddia ediyor general mobile sitesinde ama inanın benim önceki tabletim ipad mini bu tabletten 2 kat daha fazla gidiyordu şarjı. Belki yeni olduğu için bu konuda pek eleştirmeyeceğim ama ilk şarjının 7 saat sürmesi de ayrı bir tartışma konusu olur. Ekrana İPS demişler ama ips’in birkaç çeşiti olduğunu kullanıcıların bilmediğini düşünmüşler herhalde.

Bu ekran ips ama ips’in en düşük ekranı bildiğiniz. Renkler yetersiz, ışık seviyesi cidden az gün ışığında. Bu özellikleri niye bu kadar eleştiriyorsun diyenler olabilir haklısınız ama bu tableti ben öğrenci değil de bir kullanıcı olarak gidip alsam ne kadar fiyat deseler beğenirsiniz ? Tabletin önerilen piyasa fiyatı 999 TL evet yanlış görmediniz 1 milyarlık tabletten söz ediyoruz bu çocuklara verilen (!) Bu eleştirdiğim sadece tabletin elle tutulur fiziksel özellikleriydi şimdi de iç kımsa geçelim isterseniz.

Tablette bildiğiniz her şey yasak. Öyle bir mekanizma yapmışlar ki tablete ekran koruyucusu kısımda koyulan şifre bile değiştirilemiyor. Google play market var ama görüntüler yok. İnternete girmiyor desem yanlış olmaz herhalde. Ben kendi siteme gireyim dedim ona bile girmiyor düşünün artık 🙂 Her şeyi bir kenara bıraktım hani dedim ki dns değiştirelim internete girmek için uyanıklar o kısmı bile engellemiş. Yasaklı ip adreslerini yazmışlar üstüne geldiğinizde değiştiremiyorsunuz !

Bu tabletin içine bir çip koymuşlar galiba genel merkezden izleniyormuş. Bu kadar kısıtlı bir cihaz tabi ki izlenir biz de biliyoruz ama en son mecbur olarak vpn kurduk tablete. Vpn olunca her şeye giriyor ama kardeşim öyle korkuyor ki “abi tabletimi elimden alırlar girmeyelim” felan diyor. Kardeşime gerçekten üzüldüm. Çocuk öyle bir hevesle getirmişti ki size anlatamam. Hayatında ilk defa elektronik bir cihazı olacaktı. Her neyse içine milyon tane oyun kurdu bile ama oynarken korkuyor garibim.

Tablete bir EBA isimli uygulama koymuşlar tam br fiyasko. Tablet ilk geldiğinde hani dedim bunların kitapları felan olur herhalde derken tabletin içinde hiçbir şekilde eğitim adı altında bir kitap vs. gelmiyor. Dedik herhalde bu google play çakması marketten indiricez diğer uygulamaları felan. Neyse iyi güzel bir tane elif ba uygulaması gördüm indirdim kurucam o da ne ! Aynen şu şekilde hata verdi:
engel

Bu EBA’daki hangi uygulamayı kurarsam kurayım yukarıdaki hatayı veriyor. İşin kötü tarafı siz normal wifi ağından bağlanırsanız uygulamayı hiç indirmiyor. Vpn ile girince de böyle hata veriyor. Yani ben anlamadım bu çocuklar nasıl ders işleyecek. Bu afedersiniz eşek ölüsü gibi tabletle (yanılmıyorsam 580 gr ağırlığı) kitaptan daha ağır olan şeyle ders işlemek nasıl mümkün hale gelecek inanın bilmiyorum. Bu kadar eleştiri yaptım hiç mi olumlu bir yanı yok bu tabletin derseniz tabi ki var. Tablette en çok hoşuma giden şey yanında verdikleri kalem oldu. Kalemle her şeyi yapmak mümkün ve çok zevkli.

Dedim bu kalemi telefonda da kullanabilir miyim diye denemeye başlayınca kesinlikle çalışmıyor. Çok hayret ettim tablette general mobile telefonda. Niye telefon da çalışmıyor acaba ? Ya da bir yazılım var da bu yazılım sayesinde mi kalemi görüyor bilmiyorum ama bunu araştıracağım. Bir de tabletle biraz oynayınca gerçekten üst kısmı ısınıyor. Bir tane ön kamera koymuşlar. Diyelim ki bu ön kameradan bir selfie çekmek istediniz ve arkadaşlarınız bu resmi bir şekilde gördüler “tost makinesiyle mi çektin olm bunu hahahahaaa” diye dalga geçmeleri oldukça muhtemel.

Şimdilik olumsuzluklar bu kadar ama inşallah bir an önce bu rezillikten kurtulurlar öğrencilerimiz, gelecek nesillerimiz. Bu şekilde sistemin ilerlemesi mümkün değil. Tableti alıp kullansanız bana hak verirsiniz. Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar. İnşallah uyanık arkadaşlarımız root işine felan girmeden bu tableti kaptırmazlar 🙂 Niye yalan söyleyeyim bana bu şekilde tablet verselerdi ilk günden kırmaya çalışırdım büyük ihtimal 🙂

Sinema 1 yorum 2.701 6 Nisan 2014

Birazdan yazacaklarımın altına bizzat imza atarım. Arkadaş o kadar güzel anlatmış ki olayı ben her cümlesine harfiyen katılarak yazıyı sizlere de okutmak istiyorum. Ben bu zamana kadar güney kore filmi izlemedim ama hakkında çok övgüler duydum. Bu benim izlediğim ilk güney kore filmi oldu ayrıca. Ben kendi adıma yazıyı daha fazla uzatmadan sözü arkadaşıma devrediyorum:


Güney Kore’den biraz uzak kaldım mı hemen kendilerini belli eden bir filmle bizi unuttun demeyi başarıyorlar. Her yıl o kadar kendini sevdiren filmlere imza atıyorlar ki, mutlaka birkaç film top 10 listenizi zorluyor.

Miracle in Cell No. 7, tamamen tesadüf eseri karşılaştığım, hatta bir arkadaşım izlemek istediği için bilgisayarımda duran bir filmdi. Hatta ve hatta o arkadaş izleyip de çok güzelmiş mutlaka sen de izle demese belki bir süre daha kendi başına takılacaktı. Ama çekik gözlü abiler yine öyle güzel bir iş yapmışlar ki…

Hwan-kyung Lee‘nin yazıp yönettiği filmin başrolünde ise Ryu Seung-Ryong ve 7 yaşındaki Kal So-Won yer alıyor. Akıl hastası bir babayla dünyalar tatlısı kızını canlandıran bu ikili, son dönemin en tatlı ikililerinden biri olabilir. Tecavüz ve öldürme suçu yüzünden kendini hapishanenin en rahatsız koğuşunda bulan karakterimiz olan bitenden ne kadar habersizse, 7 yaşındaki kızı da bir o kadar haberdar. Ama adalet her şeyden önde geliyor…

Filmin dayandığı nokta biraz sallantıda gibi aslında. Torpil ne kadar işler bu konuda bilemiyorum ancak bu derece zihinsel özrü olan bir kimsenin bu derece ağır bir ceza alması yasalara değilse bile vicdana aykırı olmalı. Ama senaryo ne vicdan ne yasa dinliyor. Kendi adını söylemekte zorlanan Yong-Goo bir anda “kötü adamların” ortasına düşüveriyor. Ancak olaylar da bu dakikadan sonra başlıyor.

Şu zamana kadar izlediğim film sayısı 1000′i geçmiştir belki. Bunu da övünmek için falan söylemiyorum ancak ben bu kadar film izledim, bu filmdeki gibi bir çocuk oyuncu performansı görmedim. Yok, valla yok! O kadar ufak yaştaki bir çocuğun (film çekilirken 6 yaşında oluyor kendisi) bu kadar üst düzey bir performans sergilemesi inanılır gibi değil.

Sanki kameraları hiç görmüyor, sanki yıllardır oyunculuk icra ediyor, sanki büyümüş de küçülmüş velet. Yeri geldiğinde tek bir yüz hareketiyle güldürüp yeri geldiğinde o duygusal sahneyi öyle kaliteli aktarıyor ki seyirciye, sırf bu tatlı ufaklığın oyunculuğu bile ağlatmaya yetiyor filmin sonlarına doğru. Sadece o değil, zihinsel engelli baba karakteri de çoğu sahnede gülmekten öldürüyor. Ayrıca koğuştaki diğer karakterler de filmin havasının bu denli sıcak olmasında büyük rol oynamışlar.
miracle-1

Hikaye biraz düşünülebilir. Hani çok çok orijinal bir hikaye değil elbette. Fakat Güney Koreliler işte. Kafaları şu sinemaya, senaryoya çok iyi basıyor. O hikayeyi öyle bir hale getirmişler ki, filmin büyük bir çoğunluğunda gülmekten yerlere yatıyorsunuz. Çok çok iyi bir komedi filmi en başta. Ardından, finale doğru hiç beklemediğiniz bir olay yaşanıyor ve benim için Güney Kore sinemasının farkı da burada çıkıyor ortaya. Ne yapıp ediyor ve sizi can evinizden vurmayı başarıyorlar. Güney Kore sinemasının en güzel, en çekici özelliği. Sıradan bir hikayeyi bile size en baştan keyifle izletip, finalinde ters köşeyi ağız tadıyla yedirebiliyorlar.

Güney Kore’de tüm zamanların en çok izlenen 3. filminden bahsediyoruz. 50 günde 12,3 milyon insan tarafından izlenmiş, ki en çok izlenen film 13 milyon kişiyle The Host. Onların o meşhur tatillerinden birine denk gelmesi de izlenme sayısını arttırdı diye yazmışlar wiki’de fakat ben pek katılamıyorum. Çünkü o dönemde tek bir film mi vizyona giriyor? Elbette hayır.

Türkiye’de henüz keşfedilmemiş, çok kişi tarafından bilinmeyen bir yapım. Vizyona gelir mi ondan bile şüpheliyim ancak benim şiddetle tavsiye edeceğim ve arşivimin en güzel yerinde saklayacağım filmlerden biri oldu. 2 saati geçkin süresine rağmen o kadar içinizi ısıtıyor ki film, önce bitmesin istiyorsunuz, bittikten sonra da yeniden izlemek. Baba-çocuk sevgisi, dostluk, ayrılık, adaletsizlik, ölüm temalarını işlerken bir yandan eleştirisini yapıyor, diğer taraftan salya sümük ağlatıyor. Mutlaka ama izleyin.

Yazının orijinal haline cineshoot adresinden bakabilirsiniz zaten bu alıntı yaptığım yerde o siteye ait. Dediğim gibi kesinlikle aynı fikirdeyim. Bu filmi mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum. Yazıyı okuduysanız izlemeniz gerektiğini anlayacaksınızdır zaten. Yalnız son sahnede cidden salya sümük ağlatıyor. O yüzden filme başlarken yanınızda iki-üç adet selpak bulundurmanızı tavsiye ediyorum. Bir de altyazılı izleyin keyfi hiç kaçmasın.. Hatta şu adresten 720p ve altyazılı izlemeniz mümkün:
http://www.sinemafilm.org/miracle-in-cell-no-7-2013-filmini-1080p-turkce-dublaj-altyazili-full-hd-izle/24771/2/

Tanıtıcı Yazılar Yorum Yok 1.336 3 Nisan 2014

Flash tabanlı oyun siteleri her yaştan çocuğun oynadığı çeşitli eğlenceli binlerce oyun barındırırlar. Gelişen teknoloji dünyasında bu tip sitelerde zaman geçirmek hepimizin kaderi olabiliyor. Artık önemli olan mobil dünyaya uyumlu oyunların yer aldığı çocukların eğlenceli vakit geçirirken aynı zamanda hayata dair yeni şeyler öğrenebildiği web siteleridir.

En Güzel Oyunlar  bulup arkadaşlarınızla oynamak için ziyaret edebileceğiniz nadir sade sitelerden birisi de oyungaleri.com ,Türkiye’nin en iyi oyunları bu sitede yer alıyor. Oyun deyip geçmeyin. Hayatımızın her anında telefonumuzda ya da bilgisayar başında değişik türde oyunlarla vakit geçiriyoruz.

Mini Blog Yorum Yok 1.111 2 Nisan 2014

Hayat denen sonsuzluğun
Karşısında bir çocuğuz
Düşe kalka büyürken
Kalkamayız bir çoğumuz.