Enes İLHAN\ "" tarihli arşiv

İnternet Dünyası 15 yorum 5.588 13 Şubat 2013

Aslında her şey bir anda gelişti. Bu yazımda açık açık konuşacağım çünkü para ile hizmet almak insanın biraz gücüne gidebiliyor. Nasıl gücüne gidiyor ? Çok basit. Eğer verdiğin paraya aldığın hizmeti aynı kefeye koyamıyorsan hem gücüne gider, hem de acayip koyar insana ! Gücüme gidiyordu verdiğim para. Hem üzülüyor hem de yeni çareler aramaya koyuluyordum. Hosting işi Türkiye’de malesef sıkıntılı işleyen bir sektör. Müşteriyi memnun etmek kadar zor bir meslek olamaz herhalde. Müşteriyi ikna edebilmek zaten başlı başına bir yetenektir.

Günlük 2 yorum 1.665 11 Şubat 2013

4 aylık dönem 1 ayda toplam 12 sınavın yapılmasıyla bitmiş oldu. Vizelere çalışamamanın etkisini yine vize sonuçlarında görmüş oldum. Notlarım epey düşüktü ama bir umut da beklemiyordum açıkçası. Tek bir umudum vardı, o da çan eğrisiydi.. Milletin ağzında bu laf dolandıkça benim umudum biraz olsun artmıştı. Hani bu sistemi daha önce örgün öğretim okuduğum için biliyordum. Atıyorum sınıfta en yüksek puan alan kişinin notu 50 ise siz 45 alınca harf notunuz BA‘ya kadar çıkıyor dolayısı ile puanınız 8590 arası olabiliyordu.

İnternet Dünyası 4 yorum 1.927 8 Şubat 2013

Yine bir mimle karşınızdayız sayın okur. Bu aralar sıkça mimleniyoruz, blog küre bu kadar mim ile uğraşıyorsa blogların son nefesini verdiğini düşünmeli miyiz acaba ? Yoksa iyimser yaklaşarak “bunlar güzel şeyler, can verir blog küreye” mi demeliyiz bilemedim.. Her neyse sineblog‘un sahibi melek mimlemiş bizi sağolsun.(teşekkürler) Mim’in konusu ise bugüne kadar izlediğimiz filmler arasında unutulamayanları listelemek..

Günlük 5 yorum 2.203 5 Şubat 2013

Oyy anam oyy.. Her yerim sızlıyor yeminle. Kim dedi sana halı sahada maç yap diye ! Maç var dediler gittik. Halı saha benim neyime yahu.. 6 aydır herhangi bir spor faaliyeti şurada dursunn, bu ham vücutla gidip 1 saat beygirler gibi tepiştik. Bu sanırım bizim ruhumuzda var toplum olarak. O kadar dermansızım ki yerimden kalkıp şu masadaki bardağı mutfağa götüremeyecek kadar acizim şu an.. Maç sonu zahter verdiler bilmiyorum biliyor musunuz ? Belki adı başkadır diye soruyorum. Ahanda şu işte yav.. {zahter}

Mini Blog Yorum Yok 1.164 3 Şubat 2013

Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur..

Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında. Hindistan’da Ganj Nehri’nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de.. Newyork’ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de..

Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan.. Kim demişti hatırlamıyorum; “aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır” diye.. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye..

Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da… Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya. İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır. Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır… Bazen denizler, kıyılar çeker insanı. İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu. Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara… Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi..

İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler, kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu.. Birazdan sabah olacak.. Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular başlayacak… Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalı..

Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış. Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını, cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçece.. Hadi, oyalanma birazdan yarın olaca.. Aşkta yarın yoktur sevgili..

Cezmi ERSÖZ