26 Mart 2017: Pazar
Gölge

2012 ‘den Birkaç Özet

Bu yazı 3 sene [3 seneden daha eski de olabilir] veya daha önce yayınlanmış olduğundan; görülen linklerde, resimlerde veya kodlarda hata olması çok olası. Herhangi bir hata ile karşılaşmanız durumunda bana buradan bildirebilirsiniz. Anlayışınız için teşekkür eder, keyifli okumalar dileriz :) Enes İLHAN
Günlük 28 Aralık 2012 1 1.407  
Bu Kişisel Blog'da 550 kategori'de yazıya yazılmış adet değerli yorumlarınız bulunmaktadır..

Her gün olduğu gibi bugün de amaçsızca facebook’da dolaşıyordum. Sağ tarafta gereksiz reklamlar sol tarafta da numaralanmış oyun ve istekler vardı yine. Çok arkadaşım da olmadığından dolayı çoğu zamandır çok sıkıcı oldu facebook. 100‘ü geçen bir arkadaş listem vardı üniversiteye gittiğimde. Şimdi bakıyorum da 47 kişiye düşmüş arkadaşlarım. Olsun az ama öz iyidir her zaman. Bugün ise dikkatimi çeken bir şey oldu. Bazı kişiler tek bir resim ile o anı anlatıyorlardı. Yazılar yurdum insanının sıcak anlatımlarıyla birleşmişti ve bu benim çok hoşuma gitti. İşte o resimler ve hikayeleri:

Birinci Hikaye:

Çok acı verici olmalı

Cep telefonum çalıyor, baktım babam. Günlerden pazar, yine sitem edecek bana “oğlum hafta sonu bir çıkıp gelmiyorsunuz” hissi ile açtım telefonu. Babamın sesini hiç bu kadar acılı ve panik halde duymamıştım o yaşıma dek. “Oğlum yetiş oğlum, Oğlum; annen öldü oğlum, Yetiş oğlum.

Bir anda beynimden vurulmuşa döndüm, ne yapacağımı bilemedim, babamın yanına gidene kadar kendi kendime “hayır ölmemiştir yaşıyordur, kalp krizidir” diye avuttum kendimi. Ta ki yanına varıncaya kadar… Boylu boyunca uzanmış yatıyordu biricik anam. Rengi beyazlamış, elleri buz gibi, belli ki canı çekilmiş. Sarıldım öptüm son kez… 2012 bana acı getirdi, umarım sizlere mutluluk getirmiştir… GÖKHAN KILIÇ

İkinci Hikaye:

Çok mutlu görünüyorlar

Başarılı olmaya koşullanmış bir hayat… Koşan insanlar… Her zaman, her yerde, en önde olma telaşı… İkinci olmaya bile dayanamamak… Karşılaştırıldığın insanlar… Rekabet, kıskançlık, öfke, hırs… Küçük oyunlar, büyük gibi görünen insanlar, küçük yürekler… Yorulmak, durmak, nefes alamamak… Boğulmaya başlamak, öfkelenmek, daha çok öfkelenmek… Bunu hak etmediğini düşünmek, yüzünü kapıya doğru dönmek…Bu yıl olabildiğince düşüncelerimden önyargılarımdan ve zorluklardaki duraksayıp soluklanmalarımla beraber oldukça gülünç şeyleri atlattım gerçekten vazgeçmediğim insanları tanıdım ..Tanıdıkça güzelleştiren yeni karakterler edindim kendime .. Resim aslında bir alışveriş merkezi çıkışı herkes kafasına göre takılırken esen rüzgarla birde havaya zıplamak istedim belkide özgürlük güzel şey ..

Hikayem oldukça gülünç ehliyetimi aldığım gün tertesi günü ise doğum günüm. Sevgili babam dan aracını istedim doğum günüm için gerekli olduğunu eğlenmek istediğimi ancak babalar endişeli bir yapıya sahip oldukları için vermek istemedi üstelemedim.. Hayatımın en büyük çılgınlığını yapmış olsam gerek araç kiralaıdm bizzat kendim kullandım sevgili arkadaşlarımla doğum günümü Çeşmede kutladım.. 2012 bana CESARET veren hayatta ufak mutluluklarla gülümsememi öğreen ve eidniğin dosluklarla yanlız olmaıdğımı niteleyen bir yıl oldu. Aileme gelince Çeşmeye gittiğimi biliyorlardı sadece çılgın kızlarının umuyorum ki böyle bişiy için izin isteyeceğini akıllarına getiremediler :)) 2013 ün hayatıma yeni şeyler kazandırması dileğimle sevgiler..

Üçüncü Hikaye:

Lorem İpsum :))

6 ay kadar önce mezuniyet törenimde yazılım şirketlerine göz kırparcasına [keşke birazda for döngüsü yazsaydım ] açtığım anlamlı mı anlamlı pankart.

Dördüncü Hikaye:

Yine içler acısı..

Bu fotoğraftaki adam benim babam hiç fotoğrafımız olmadığı için birleştirdim fotoğrafımızı .. Daha çocukluğumun en güzel günlerindeyken ağlamaya başlamıştım hayat adil değildi hayat acımasızdı. Baba demek benim için öfke demekti yara demekti başka çocuklara özenmek demekti ona çok kızgındım ama hep hasretini hissederdim.

Her geçen gün karanlık dahada karanlık oldu benim için .Yıllar geçti büyüdükçe içimde kızgınlığımda büyüdü babama karşı, arasın isterdim kızım desin isterdim ama olmadı baba kız olamadık. Her sabah içimde bir acıyla uyanır her gece bir acıyla uyurdum Babasızlıktı bu . Artık kabullenmişmiydim bilmiyorum ama karar vermiştim böyle bir ailem olmayacaktı liseyi bitirdim. Yeni bir üniversteye gitme heycanıyla tercihlerimi yaptım annem her zaman ki gibi yanımdaydı okuyacak başarılı olucaktım.

Allah’ıma çok şükürler olsun üniversiteyi tam burslu olarak kazandım .. Gecenin bir yarısı telefonum çalıyordu açtım eniştemdi; “şeyma hastaneye gel baban rahatsız” demişti. Şaşırdım normal bi hastalık sandım nasıl geleyim dedim babam evliydi görüşmüyorduk ki . Sonra beni almaya geldiler. Arabaya bindiğimde bi gariplik olduğunu anladım hastanenin önüne geldiğimiz de bir kalabalık vardı. Arabadan indim koştum babama yetişebilecekmişim gibi koştum tuttular beni babam nerde dedim “baban öldü” dediler inanmadım..

Güvenlik görevlisi beni morga götürdü babam buz gibi bir yerde mos mor olmuş öylece yatıyordu KALP KRİZİ .! seslendim baba dedim burası çok soğuk kalk dedim gel nolur baba bak kızın geldi duymadı beni öptüm babamı orda soğuk yanaklarını sevdim.. Babam tamamen gitmişti artık hiçbir şey yaşamadığım ve yaşayamayacağım babamın tabutunuda alıp memleketimize doğru yolculuğumuzu başlatmıştık..

Babamın cenazesinde seslendim baba baba ben daha büyümedim ki nereye gidiyorsun ..Şimdi benim için baba demek yerine konulmayan demek ..Baba demek: anlatamadıklarım demek yüreğimdeki ateş demek.. kendi babasızlığım demek.. Eğer ki bu yarışmayı kazanırsam benim hayatımda iyi kötü günümde yanımda olan canım annem beni büyüten melek anneme hediye edeceğim saygılarımla..

Beşinci ve son Hikaye:

Çok mantıklı

14 Eylül‘ü 15‘ine bağlayan gece,birazdan doğum günümün ilk dakikalarına yalnızlıktan miğdesi bulanan bi adam olarak gireceğim. Kampanya ile aldığım fotoğraf makinem bana, ben makineme bakıyorum. Bir kek aldım, ve üstüne bir mum koydum, yaşım değil; kendim kadar mum koydum. Dedim ya miğdem bulanıyor diye ? Hemen oraya yalnızlığımı kustum, ve fotoğrafladım,ve o gün anladım ki asla yalnız değildim ve iyiki doğmuştum :} Sedat Yusuf Peçinkaya

Bu fotoğrafları ve hikayeleri Vatan Bilgisayar‘ın facebook sayfasından aldım arkadaşlar. Ben içlerinden 5 tanesini seçtim ve sizlerin de görmesini istedim. Hepsini koysam çok sıkıcı olurdu. Ama hikayeleri okuduğunuzda gerçekten mutlu olmayı bir kez daha düşünün derim..

Bu yazıdan önce yazmış olduğum "Esnaflık Böyle Olmaz !" başlıklı yazımı da okumanızı tavsiye ederim.

Enes ILHAN

Herkese Merhabalar, ben Enes İLHAN. Gaziantep'te doğdum, Adana'da Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı bölümünü okudum ve 2012'de mezun oldum. Askerliğimi uzun dönem olarak, { acemiliği Ankara/Mamak'ta , usta birliğini ise Hatay/İskenderun'da } yapıp bitirmiş bulunmaktayım. Şimdi ise hayata atılmanın çabası içerisine girmiş bulunmakta olup iş bulma derdindeyim.

1 Yorum

  • Doğum günü hikayesindeki yaratıcılık ve kendini mutlu etme ile LOREM IPSUM yazan basit ama yaratıcı reklamı çok beğendim. Bizler yada blog yazarları bazen bloglarına zorunlu yazı girmeleri gerektiğini hissederler(mesela bazen ben). Yurdum insanı dediklerimiz ise içten yazdıkları için onların yazıları daha güzel oluyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir