21 Ocak 2017: Cumartesi

Yakınlarınız Sizin Blogunuzu Biliyorsa Vay Halinize ..!

Bu yazı 3 sene [3 seneden daha eski de olabilir] veya daha önce yayınlanmış olduğundan; görülen linklerde, resimlerde veya kodlarda hata olması çok olası. Herhangi bir hata ile karşılaşmanız durumunda bana buradan bildirebilirsiniz. Anlayışınız için teşekkür eder, keyifli okumalar dileriz :) Enes İLHAN
Öyle İşte.. 20 Haziran 2012 22 4.950  
Bu Kişisel Blog'da 544 kategori'de yazıya yazılmış adet değerli yorumlarınız bulunmaktadır..

1 senedir taslaklarım arasında olan bir yazıyı ve hissetmekte olduğum rahatsızlığımı ancak bugün gün yüzüne çıkarabildim. Rahatsızlığım hiç gitmedi aksine arttı fakat ben bunu yazacak zamanı bir türlü bulamadım. Ailem, akrabalarım, yakın dostlarım ve arkadaşlarıma dahi söylemeye utandığım bir rahatsızlığım var benim.. Düşünsenize yakınlarınız haricinde tanımadığınız onca kişi sizin sitenize giriyor, yorum yapıyor ve siz bundan belirli ölçüde haz alırken sizin en yakınlarınız girdiğinde veya duyduğunda “Aaa enes senin siten mi vardı ? Para kazanıyor musun ? Ne kadar kazanıyorsun hacı ? Bana da açak mı ? ” gibisinden saçma sapan görüş bildiriyorlar.

Ben henüz olayın şokunu atlatamamışken siz bana yukarıda yazdıklarımın ilki hariç saçma sapan soru bombardımanına tutuyorsunuz.. Ee be kardeşim açtık ama sırf sen bu soruları sormayasın, beni sıkıntıya sokmayasın diye ben sitemi ele-güne karşı saklamaktan bi-çare düşüyorum ! İşte biliyorum ki ben sitem var dediğimde sen bana bu soruları sormadan edemeyeceksin ! Biliyorum insanın sitesi olması güzel bir olay fakat her şeyin bir usulü bir yordamı var dimi ama ? Hah işte bu dediğimi ben söylüyor, ben dinliyorum.

Peki neden bu rahatsızlık ?

Birisi öğrenmesin diye verdiğim çaba bazen abartı oluyor. Ama ben rahatsızlık duyuyorum işte. Şöyle örnek vereyim ben size: ‘Mesela en yakın arkadaşınızla içlidışlısınız ve yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmiyor. Herşey iyi güzelken bu arkadaşınız bir şekilde sizin blogunuzu veya sitenizi öğreniyor ve yazılarınızı okumaya başlıyor.’

Dana’nın kuyruğu da burada kopuyor !

İşte o sizi tanıyan en samimi arkadaşınız veyahut yakınınız sizin blogda sergilediğiniz davranış ve yazım üslubunuzla gerçekteki arasında bir karmaşada kalıyor. İşte bu nokta beni bitiren nokta. Ben blogda yazdığımla gerçekteki davranışlarımda bir değişiklik gösteriyorsam bu sanalda ziyaretçilerime verdiğim değerden kaynaklanıyor, buna emin olun. Ben gerçekteki gibi davransam ve yazı dilimi gerçekteki gibi uyarlasam eminim beni takipten vazgeçecek bir sürü insan sayabilirim. Bazı davranışlar takdir edilirken bazı davranışlar ise taklit edilir ! İşte ben takdir edilenlerden olmak istedim hayatım boyunca. Kim istemez ki takdir edilmeyi ? Biriniz bana söylesin hadi .. Takdir görmek, beğeni toplamak egoları tatmin ettiğinden güzel bir duygudur fakat fazlası sizi takdir görmekten çok aşağılık olarak görülmesiyle yer değiştirebilir ! Bir anda neye uğradığınızı anlayamazsınız ! O kadar anlayamazsınız ki ‘ben ne yaptım‘ sorusunu bile kendinize sormaktan aciz bir şekilde zavallı durumuna düşersiniz. İşte zavallı ve aciz olmaktansa kararı kadar ego ile yaşamımı sürdürmeyi devam etmeye yeğlerim.

Bunları yazdın ama sonuç nedir ?

Valla bir sonuca varamayacağım böyle giderse. Ben gizledikçe o açığa çıkacak diye korkuyorum. Ben kendi gerçekteki yaşamamımla blogda yazdığım konular arasında abesle iştigal ediyorsam dediğim gibi bunu sizler için yapıyorum ve üslubumu korumaya çalışıyorum ve eğer bu abesle iştigal devam da etse ben buna razıyım .. Çünkü yaptığımın yanlış olduğunu düşünmüyorum. Bende içimden gelerek söylemek isterim ama yapamıyorum işte. 2 sene birlikte okuduğum, çok samimi olduğumuz ve çok sevdiğim bir hocama bile okul bitmeye 1 hafta varken söyleyebildim. Samimi bulduğum ve benim görüşlerime değer verecek, benim halimden anlayacak birisine seve seve verebilirim ve sonuna kadar okusun isterim yazdıklarımı. Ama diğer türlü olunca vermeye hep üşeneceğim ve çok zor durumda kalmadıkça kimseye de vermeyeceğim yakın çevremden..

İşte çektiğim bu rahatsızlığı sizlere sunmak istedim. Yaptığım doğru mudur sayın okur yoksa yanlış mı yapıyorum ? Sizin önerilerinize ihtiyacım var gerçekten.
Herkese bol güneşli günler değil de ferah bir hava olmasını temenni ederim 🙂 Bir başka yazı da görüşmek üzere.

Bu yazıdan önce yazmış olduğum "Yazacak Şeylerim Var Aslında.." başlıklı yazımı da okumanızı tavsiye ederim.

Enes ILHAN

Herkese Merhabalar, ben Enes İLHAN. Gaziantep'te doğdum, Adana'da Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı bölümünü okudum ve 2012'de mezun oldum. Askerliğimi uzun dönem olarak, { acemiliği Ankara/Mamak'ta , usta birliğini ise Hatay/İskenderun'da } yapıp bitirmiş bulunmaktayım. Şimdi ise hayata atılmanın çabası içerisine girmiş bulunmakta olup iş bulma derdindeyim.

22 Yorum Yapılmış

    • İyi de kardeşim bu dediğin bir yere kadar. Ya sonra ne olacak ? Çevreyi gözardı edemem, sonuçta belli değerlerim var ve onlara saygı duyuyorum. O yüzden başka bir seçenek düşünmem lazım.

  • Benim kuzenimde sürekli alan adı değiştirip durdu.. bir ara bu nedenlerden dolayı sonrasında bıkıp blog yazmayı bıraktı 🙂 Bana göre doğru değil..Ama herkes kendi çevresini daha iyi bilir .. nasıl davranacağınıda ! Ben hayatımda hiç çevrem ne der düşüncesiyle yaşamadım bu blogum içinde geçerli..Doğrusuda bu diye düşünüyorum 🙂

  • Enes benimle aynı ruh halindeymişsin kardeşim 🙂 Bu konuya bende çok fazla hassasiyet gösteririm, yazında tam benim aklımdaki düşüncelerimi belirtmişsin eline yüreğine sağlık. “Yani hiç sosyal hayattaki çevremden birisine bak benim blogum var orda birşey yazıyorum bak hoşuna gider falan demiyorum. Dolaylı yollardan bulanlardan oluyor ama. Bunun temel sebebi davranış ve düşünce farklılığından kaynaklanıyor. Çok çeşitli sebepleri de var aslında ama şimdi yazsak roman olur. ” gibisinden. Sözün özü şu blog yazan veya sanal olarak adlandırdığımız yerde benzer işleri yapan kişilerin çoğunluğu bu düşünceye sahip. Sosyal çevre – sanal çevre ayırt etme meselesi. Çünkü sanal çevre içerisinde bulunan insanların hepsinin düşünceleri birbirleriyle özdeşleşiyor ya da öyle görünüyor. Ama sanal ortamı sadece birkaç sitede vakit geçirip çok fazla bilgi sahibi olmayan sosyal hayatı daha dolu dolu yaşayan bir insan arasında düşünce farklılığı çok fazla. Ben sosyal ortamlarda sanal muhabbet kurmayı hiç sevmem ve muhabbet edenlere de gıcık olurum(konu iş ise o zaman farklı) mesela çünkü her şeyin yeri farklı. (İşte bunu yapıyorum, şu sitede takılıyorum gibi). Bilmiyorum belki de bizim düşüncemiz yanlış olabilir.

  • @Beşparasız,
    Aslında bende başka bir blogda yazmayı düşünmüyor değilim. Böyle bir site açacaksın ama o senin tamamen kişiselin olacak. İçini oraya dökeceksin, ve senin sırdaşın olacak adeta orası. Fikrinize saygı duyuyorum hocam ama keşke bende sizin gibi o endişe içinde olmasam. Ama malesef yapabileceğim çok da bir şey yok gibi görünüyor. Teşekkür ederim yorumunuzu esirgemediğiniz için..
    @Zafer,
    Allah razı olsun kardeşim. Beni anlayan birisi olduğu için şu an çok mutluyum. Valla o kadar mutlu oldum ki reel’de de bir gün görüşürüzi inşallah kardeşim 🙂 Konumuza dönecek olursa tanımlamaların çok yerinde olmuş ve sonuna kadar sana hak veriyorum. Sanal çevre ve sosyal çevre olayı çok doğru. Bende senle aynı düşüncelere sahibim. O tarz konuşmaları ve özellikle ‘laf olsun torba dolsun‘ mantığıyla konuşmaktansa susmayı tercih ederim. Bilmiyorum kardeşim ne olacak bu işin sonu ? Ya bu işi bırakacağız ya da başka bir site kurup içimizi sadece oraya dökeceğiz 🙁

  • Ezgi

    Merhaba Enes konuya dik açıyla dalıyorum.Aslında biz blogcuların kaderi bu.Sen kişisel bir blog sahibisin ama bu demek değil ki günlük bakış açın ve dilinle blog yazacaksın bu zaten çok yanlış olur.Klavyeyi eline alıp o yazıyı taslak olmaktan çıkardığın anda artık sen okuyucularına karşı da bir misyon üstleniyorsun o yüzden yaptığın doğru.Seni burada örnek alan ve senin cıvıklaşmayan seviyeli samimiyetinde kendini bulan insanlar var bunu sakın unutma

    Son olarak blog adresini mümkün olduğunca gizli tut ben ticari olanları bile paylaşmıyorum.Hele reklam yayınlayanlar için site adresi paylaşmak saatli bombadır.Eş dost dinlemez bu işler

    Kendine iyi bak

    • Çok teşekkür ederim Ezgi hanım. İnanın beni bu konuda çok rahatlattınız. Gerçekten çok sağolun. Sizin tarafınızdan sevilmek ve okunmak beni daha da mutlu etti. Tekrar teşekkür ederim değerli görüşleriniz için.

  • Yunusemre

    Hocam merhabalar yazınız hoşuma gitti.
    Bu arada sanırım adana / ceyhan’dansınız bende adanalıyım eğer yanlış bilmiyorsam sizi tabi 🙂
    Başarılar.

    • Teşekkür ederim Emre kardeşim beğendiğine sevindim. Evet okul bitmeden önce adana/ceyhan’daydım ama artık okul bitti ve ben memleketime döndüm 🙂 Tekrar teşekkürler size de başarılar dilerim.

  • Samimiyetle yazmışsın, tebrikler. Endişelerinde haklısın ama o kadar da takma kafana derim. Ben de senin gibi insanlara blogum var demekten çekiniyorum ama bir şekilde zamanla çevremdekiler öğrendiler. Ve şu an bundan rahatsızlık duymuyorum. Muhtemelen senin kadar çok kişisel yazılar yazmadığım için. İçini dökmek için tamamen gerçek kimliğini gizlediğin bir blog yazmak iyi bir fikir aslında. Ama ne kadar okunur, orası ayrı.

  • Anladığım kadarıyla hem blogunuzu okuyan bir okuyucu kitlesi olsun istiyorsunuz hem de okuyanlar yakınlarınız olmasın istiyorsunuz. Açıkça konuşmam gerekirse ben de hiç öyle duygular olmadı. Çünkü sürekli şöyle teselli ettim kendimi. : “Okursa okusun. Ne anlarsa anlasın banan ne! Blogcu olmak öyle bişey o nerden bilsin. Eğer söyleyecekleri varsa gelsin bana söylesin.” falan demek gerekiyor kendimizi sıkıntıya sokmamak için biraz umursamaz olmak gerekiyor. Belki de ben çok duyarsızım bilemiycem ama hep öyle düşünerek hiçbir zaman da blogu saklama gereği de duymadım. Bende de aynı duygular oluyor özellikle evdeki halim ve bloga yazarken ki halim bambaşka. Yani “bu çocuk bunları mı yazıyor yok canım” dedirtir evdekilere. Blogumu da abim ve kardeşim biliyorlar. Arkadaşlarım falan da biliyorlar ama okumuyorlardır zaten deyip sanki blogu hiç okumuyormış gibi davranıyorum yukarıda yazdıklarım gibi kendimi avutuyorum yada umursamaz olmaya çalışıyorum. Yani ne yapalım yakınlar yüzünden blog da mı yazmıycaz. Bana göre blog yazmak herkesin beceremeyeceği önemli bir hobidir. Kim ne derse desin dostum. Umursamaz olmaya çalış. Onların aklı ermez falan de kendi kendine onlar ne bilsin beceremez anlamazlar de takma kimseyi. İnsanlara göre hayatında değişiklikler yapma yapmak istediğin blog yazmaksa devam et.. Bence çok da iyi blogcusun bırakma gibi bişeyi yada yeni blog açmayı düşünme bence.. Umursamaz ol ! İyi bloglamalar.. 🙂

  • Gökhan

    Enes bu bütün blogcuların sorunu gibi görünüyor. Bende fikrifingirdek’i açtığımda daha rahat olup içimi dökmeye çalışmıştım ama baktım ki her yazdığım yazı birilerine değiyor ve buda tepki sebebi oluyor. İşleri daha zora sokuyor. Zaten düşünce ve hislerini dile getirmeyince de blogun bir anlamı kalmıyor. Bu konuya zamanında anarşik çocuk değinmişti. Yeni bir düşünce kimliği adı altında. Bende Beyazıt’ın düşüncesindeyim ve sana da o yazıyı okumanı tavsiye ediyorum, eminim ki sana bir yol gösterecektir, fikir verecektir. Müsaadenle linki paylaşıyorum.

    http://www.anarschi.com/yeni-bir-dusunce-kimligi-olusturmak

  • @GM,
    Teşekkür ederim Gürkan kardeşim. En iyisi dediğin gibi içimi dökebileceğim bir yer olsun. Kimse okumasa da olur.
    @Ali Arslan,
    Her blog yazarı bir çevresi olsun ister Ali ama ben çok yakınlarımın bilmesini istemiyorum meselu bu yani doğru anlamışsınız. Keşke sizin gibi yapabilsem. Benim çevremdekiler biraz bilinçli olduğundan “sen anlamazsın bu işlerden” dediğim zaman bana türlü türlü şeyler söylerler 🙂 Çok teşekkür ederim düşüncelerin için o senin iyi olmandan kaynaklanıyor kardeşim 😉

    • Teşekkür ederim hakkımdaki düşünceleriniz için fakat orda bir yanlış anlaşılma olmuş. “sen anlamazsın” kelimesini yüzlerine karşı söylemiyorum zaten. Kendi içimde. Yani kendimi teselli etmek gibi bişey. “Blog böyle yazılır. O nerden bilsin.” derken kendi kendime diyorum. Hem bunu hem o yorumumdaki tüm tırnak içlerini. 🙂 Ama yinede zor tabi hiç bilmeseler daha iyi olacaktı. Sırf bu yüzden insan kişisel yazı yazmaktan uzaklaşıyorum. Mesela benim toplasanız 4 kişisel yazım var. Hep genel anlamda teknoloji, internet vs. gibi şeylere değiniyorum. Benim için de asıl sıkıntı kişisel yazılarımın (günlük tarzı kendi yaşantımıza değindiğimiz) yakınlar tarafından okunması. Ne yapsak blogu sattım. Artık yazmıyorum. Orda yazanlar artık bana ait değil deyip kandırsak mı? Aklıma bundan başka bişey gelmiyor çünkü. 🙂

  • ayarsiz

    bende o yüzden kimsenin tahmin edemeyecegi bi isimle blog actım arada oraya icimi döküyorum kendi bloguma icerik girmekten vazgectim artıkj

  • Harun TURAN

    Şu ‘para kazanıyor musun’ yazdığın kısma kadar okudum ve direkt yorum kısmına geçtim. Ben 4 yıldan fazla oldu bu işle uğraşıyorum ve bu işle uğraştığımı öğrenen herkes aynı soruyu soruyor. Yemin ediyorum bu kadar rahatsız eden bir soru daha yok. Bir de şu var ‘şimdi sen o siteye para ödüyor musun? -evet +ne kadar ödüyorsun -yıllık 70 lira falan ya + olum çokmuş ya ama kazanıyosundur sen’ lan sana ne? kazanıyorsam kendime kazanmıyorsam kendime. Kazanmasam da harcadığım para benim param? Blog tutmak benim hobim. Bir şeyler karalamayı seviyorum. Aklıma geldi yine sinirlendim şimdi kusura bakma dostum 🙂

  • Can Dirgen

    Keşke diyorum zamanında ad soyad ile değilde kimlik gizleyerek blog yazsaydım. Yakınlarım tarafından takip edilmem rahat yazmamı engelliyor.

  • Arkadaşlarımın blogumu öğrenmesinde pek bir sakınca yok ama akrabalarımın öğrenmesini istemiyorum, utanıyorum. Çünkü bende aynı dertten yakınıyorum: “yakınınız sizin blogda sergilediğiniz davranış ve yazım üslubunuzla gerçekteki arasında bir karmaşada kalıyor”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir