29 Mart 2017: Çarşamba
Gölge

Türkiye de Öğrenci Olmak Zor Zanaat ..

Bu yazı 3 sene [3 seneden daha eski de olabilir] veya daha önce yayınlanmış olduğundan; görülen linklerde, resimlerde veya kodlarda hata olması çok olası. Herhangi bir hata ile karşılaşmanız durumunda bana buradan bildirebilirsiniz. Anlayışınız için teşekkür eder, keyifli okumalar dileriz :) Enes İLHAN
Özgün Yazılarım 23 Kasım 2010 14 6.827  1
Bu Kişisel Blog'da 551 kategori'de yazıya yazılmış adet değerli yorumlarınız bulunmaktadır..

Her şey 6 yaşında başladı.. Okul sözcüğü ilk başlarda insana masum gelse de zamanla yerini kine, nefrete bırakır oldu.. Çok istekli çok hevesliydik okumaya, cahil kalmamaya.. Bizim de arkadaşlarımız olsun biz de okuyalım istedik. Büyüklerimizden ” Bak ben okumadım görüyorsun halimi, oku da adam ol ! ” psikolojisiyle büyüdük biz.. Zevk alarak okuduğumuz zamanlar yıllar geçtikçe azap haline döndü. Sınıfta okumayı ilk söken, ilk gittiği okulda 46 kişinin oyuyla başkan yapılan, kurdeleyi mavi önlüğüne takılan ben bakıyorum da şimdi o yılları özlemle anıyorum. İlkokul gerçekten güzeldi.
İlkokulda çok yaramaz bir kişilik olarak sivrilivermiştim o zamanlar.. Kaşımın üstünü kim bilir kaç kez voleybol direklerine vurdum .. 1150 oynarken ne çok kişiyi yakaladım, yakalamakla kalmayıp arkadaşların üstünü başını yırttım.. Yakalama pahasına üst yırtan bir canavarmışım ben  adeta : ) İlkokul yılları acısıyla, tatlısıyla güzel geçerken ortaokula adımı atmıştım. Ortaokulda birden fazla hocanın olması bizde şaşkınlığa yol açmıştı çocuk psikolojisiyle.. Ortaokul yıllarında yaramazlıklarımı bir kenara atıp çok sessiz bir kişiliğe bürünmüştüm. Beni tanıyanlar çok sessiz, çok efendi olarak tanımlarlar genelde. İşte bu genelleme o yılların bir eseri..

Tabi ilkokul 4‘ten sonra liseye kadar (lisede dahil) bir sürü takdir ve teşekkür belgelerim oldu. Hâlâ evde saklarız aldığım belgeleri ve karnelerimi. Bir ara unutmazsam fotoğraflarını çekerim. Çok şükür derslerine bağlı bir öğrenciydim. Ezberi kuvvetli, heyecandan bildiklerini bir anda unutan birisiydim aynı zaman da ben : ) İstiklal marşının 10 kıtasını ezberlerdim ama utangaçlığımdan 5 sene boyunca 1 defa bile andımızı okul karşısında okuyacak cesareti gösteremezdim.. (Andımızı da ezberliyordum bu arada 🙂 Lise hayatı boyunca hâlâ çocukluktan kurtulamamış arkadaşlarım vardı benim.. Bu arkadaşlarımı olgunlaştırmak için her yönü denedim ama malesef huylu huyundan vazgeçmiyor arkadaş ! Kendim çok olgunum ya neyse 😛

Derkeeenn geldik Üniversiteye.. Kesinlikle hayallerini kurduğum bir yerde değilim onu söyleyeyim ilk başta. İnsanların burada benden olgun, espri anlayışı kuvvetli, hepsinin sosyal birer birey olduğunu düşünmüştüm ama yanılmışım.. Burası ne biliyor musunuz sayın okuyucular ? – Okuduğum lisenin 2. yarısı gibi bir şey.. Öğretim görevlileri başına buyruk hareketlerle istediği yetkiyi almış. Sanki öğretim görevlisi değil okulun müdür yardımcısı ! Hepsinin de maşallah arabaları var ve son model ne hikmetse.. İçlerinden sadece 4 tanesi beğenebileceğim türden hocalar. Geriye kalanlar sanki lise hocaları gibi. Meslek yüksek okulu demek böyle bir yermiş. Ama isyan yok aklımda. Aklımda sadece burayı en iyi bir şekilde bitirebilmek var sayın okuyucular gerisi bahane ve hikaye.. Vizelerde başladı geceleri 4‘de yatıp 7:30‘da kalkıyoruz hoş.. Allah sonumuzu hayretsin, sağlıcakla kalın..

Not: Bu yazı kesinlikle bir isyan yazısı olmayıp, içimde birikenlerin dışa vurumudur..

Bu yazıdan önce yazmış olduğum "Blogger ile Bloglamak İnanın Daha Keyifli.." başlıklı yazımı da okumanızı tavsiye ederim.

Enes ILHAN

Herkese Merhabalar, ben Enes İLHAN. Gaziantep'te doğdum, Adana'da Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı bölümünü okudum ve 2012'de mezun oldum. Askerliğimi uzun dönem olarak, { acemiliği Ankara/Mamak'ta , usta birliğini ise Hatay/İskenderun'da } yapıp bitirmiş bulunmaktayım. Şimdi ise hayata atılmanın çabası içerisine girmiş bulunmakta olup iş bulma derdindeyim.

14 Yorum Yapılmış

  • Enes İLHAN

    @Emre Koral
    Teşekkür ederim emrecim, sana da başarılar dilerim okul yaşamında..
    @Kelimeler Benim
    Bence de çok saçma. Alışkanlıkları değiştirmek zordur diye boşuna dememişler kardeşim.
    @Yılmaz Barış
    Evet aynen öyle yılmaz. Bu yazını emin ol geçen sene okumuştum. Konu görselinden aklıma geldi. Demek ki yazılardaki görseller bazen akılda kalıcı olabiliyor 🙂

  • İlhanuS

    Türkiye'de öğrenci olmak, kavram kargaşası içinde eriyip giden biz gençler demektir. İdeolojik çatışmalar yüzünden deneme tahtası durumuna düşmektir. Siyasetten uzak görünen ama siyaseti elinde tutan bir zihniyetin kuklası olmaktır.

    Türkiyede öğrenci olmak, Layık olmayan bir Laiklik esaretine hapsolmaktır. Kendi menfaatlerinden dolayı Ülkemizin menfaatlerini hiçe sayan zihniyete hizmet etmektir ve Ülkemizde öğrenci olmak, Başörtülü-Başörtüsüz Dinci-Kominist Türk-Kürt Sağcı-Solcu diye bölücülük faaliyetlerinde bulunanların elinde yok olmaya mahkum edilmektir!

    Bu da "Türkiye'de Öğrenci Olmak" ile ilgili kendi görüşüm…
    Blogum: http://ilhanunal.blogspot.com/2010/04/turkiyede-ogrenci-olmak.html

  • Harun TURAN

    Ben de eskiden hep hayal ederimdim üniversiteyi, içindeki olgun öğrencileri ve öğretmenleri(öğretim üyelerini). Henüz üniversiteye başlamadığım için eğiticileri hakkında kesin bir kanıya varamıyorum fakat öğrenciler… Evim bir üniversitenin yakınında ve haftasonları genellikle üniversite öğrencileriyle aynı otobüsü paylaşıyorum. Otobüslerde yaptığım kısa yolculuklar sırasında, istemeden de olsa, üniversite öğrencilerinin arkadaşlarıyla konuşmalarına kulak misafiri oluyorum fakat gerçekten konuştukları konular, konuşma, hitap şekilleri gerçekten beni üniversitede tanışacağım kişiler konusunda umutsuzluğa düşürüyor. Keza hal ve hareketleri… Belki böyle bir genelleme yapmak yanlış oldu ama yine de Allah sonumuzu hayır etsin. Amin.

  • Necmiye

    Üniversitenin liseden farkı;

    1- Hayatın olumlu olumsuz tüm getirilerinde tek başına mücadele etmeyi ve kendi işini kendin görmeyi öğreniyorsun.

    2- Farklı bir şehirde, farklı kültürde insanlarla sosyal yaşantı ve diyolog kurmayı öğreniyorsun.

    3- Öğretmenlerin siyaset uğruna gençlerin geleceğinden neler çaldığını ve iyi bir eğitimcinin aslında nelere değer vermesi gerektiğini öğreniyorsun. (bilim, araştırma ve sosyal faaliyetlere vs..)

    4- Mezun olduğunda toplumun sana nasıl farklı baktığını anlıyorsun. Ve üniversite öğrencilik yıllarında yaşadığın dostlukları ömrün oldukça özleyeceğini hissediyorsun.

    5- Üniversitede alman gereken Eğitim ve bilimle, araştırmayla sevdiğin işi meslek edinerek iş yaşamında başarılı biri olman gerekirken verilmeyen eğitim, iyi yetiştirilmeyen bir nesilin nasıl çöküntüye uğrayıp hüsranla sevmediği işi yaparak mutsuz olan bir gençlik görüyorsun…

    Sonuç: Gençleri kazanamayan ve onların genç, dinamik beyin yapısını ülkeye yarar açısından kullanmayı başaramayan liderler tarafından Ülkenin nasıl gerilediğine şahit oluyorsun.

    Umarım sen gönlünce yaşayabileceğin huzurlu bir ömüre sahip olan gençlerden olursun canım kardeşim. Rabbim güzel niyetlerini daima gerçekleştirip senin yüzünde gül tebessümleri oluşturur inşallah..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir