Çocukluğumdaki Ramazanlı Yıllar

Ramazan ayı malum yaklaşıyor. Hem bir heyecan hem bir endişe var. Gerçekten havalar sıcak ve artarak devam ediyor. Belki de ilk defa bu günlerin uzun olduğu zamanda adam gibi oruç tutacağım rabbim nasip ederse. Çünkü bundan önceki yıllarda oruç olduğum günlerde genelde yatarak geçiyordum ve uyandığımda her şey hazır oluyordu. Bunun adına da oruç tutmak denmezdi herhalde. Çünkü o sıcakta dışarıda çalışan işçilerle benim tuttuğum oruç arasında dağlar kadar fark vardır. O yüzden hem haz alamıyor, hemde oruç tuttuğumdan bir şey anlamıyordum.

Bunun adına oruç tutmak değil diyebilirsiniz ve haklısınız. Ama geçmeyen uzun günler ve susamak acayip sinir harbine neden oluyordu. Bende en güzel çarenin yatmak olduğunu düşünüyordum, belki de birçok kişi gibi.. Sabah 67 gibi yatar akşam 45 gibi uyanır bir iki saat nette takıldıktan sonra akşam ezanı okunurdu..

Geçen sene ceyhan’ın sıcaklarında oruç tuttuk. Rabbim affetsin birkaç gün tutamadım çünkü bazı sebeplerim vardı. Bu günleri düşündükten sonra aklıma “küçükken nasıl oruç tutardık” gibisinden düşünceler geldi serviste giderken.. Ve zihnimde birçok şey canlandı küçüklüğüme dair..

Ben küçükken biz iki kardeştik. Ekmeğe, bakkala, çakkala hep ben giderdim. Gittiğim yer de yokuş üstü olunca benim için daha zor oluyordu. Ben hatırlıyorum o zamanlar kışa denk geliyordu ramazan yıllardı. Yaza gelmesi de sanırım 30 yılda bir olan bir olaymış. Biz de gördük şükür uzun ramazanlı yılları 🙂

Her neyse küçükken böyle değildi. Oruç tuttuğumuzu gerçekten hissederdim iliklerime kadar.. Günler uzun değildi ama çocukluk bu ya sürekli at gibi koştur koştur, sokakta maç yap deli gibi susar eve gelirdik. Yorgunluktan ve susuzluktan ağzımız açık kalır öyle çaresizce beklerdim 🙂

Sahura kalkmak en keyifli şeydi benim için. Aynı oda da yatardık annemgille. Annem yer yatağını iki büklüm yapar katlardı. Ardından boşalttığı yere sofrayı kurar bizden de yardım etmemizi isterdi. Tabi ilk beni kaldırırdı uykumdan, fırına ekmeğe gitmek için.. Kalktığımda sokaklar ıssız, köpekler cirit atardı. Kış olduğu için geceler de daha bir karanlıktı.

Dışarısı buz gibi soğuk, fırına gittiğimde ise fırıncı metin abi “geç içerde bekle oğlum üşüme dışarda” derdi.. Ekmekler her zamankinden daha büyük ve daha lezzetliydi. Annem yumurtaları kaynatır, bir yandan da televizyonda sahur programlarını açardı. Kimi zaman sahura geç kalktığımızda o acele ile yediğimiz sahurları nasıl unutabilirim ki..

Akşam olup iftar vaktinin gelmesini dört gözle beklerken aniden o topun o gümbürtüyle patlatması da apayrı bir olaydı. Suyu öyle içerdim ki karnımda yemeklere yer kalmazdı. Susamayalım diye yatarken dişlerimizi fırçalamaz, domates salatalık gibi sebzelere tuzu çok atmamamız gerektiğini söylerdi annem.. Ramazan kahkesini de sanırım duymayanınız yoktur. Gerçi ben pek sevmezdim ama yine de tadına bakardım.

Böyle işte sayın okur. Zihnimde canlanan o eski o manevi havayı düşünmesi bile çok güzel. Keşke şimdi de öyle olsa diyorum ama malesef yıllardır hiçbir şey değişmiyor. Anlatmak istediğim daha çok şey var ama malumunuz çalışmaktan ancak bu kadarını yazabiliyorum. Muhtemelen ramazan gelene kadar yazı yazamayacağım için şimdiden herkesin ramazanı mübarek olsun. Rabbim tuttuğunuz veya tutacağınız oruçları kendi katında kabul etsin inşallah, hayırlı ramazanlar efendim..

Bu yazıdan önce yazmış olduğum "Şu Sıralar Halim" başlıklı yazımı da okumanızı tavsiye ederim.

Herkese Merhabalar, ben Enes İLHAN. Gaziantep'te doğdum, Adana'da Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı bölümünü okudum ve 2012'de mezun oldum. Askerliğimi uzun dönem olarak, { acemiliği Ankara/Mamak'ta , usta birliğini ise Hatay/İskenderun'da } yapıp bitirmiş bulunmaktayım. Şimdi ise hayata atılmanın çabası içerisine girmiş bulunmakta olup iş bulma derdindeyim.

7 yorum

  1. Beşparasız   •  

    Öncelikle hayırlı Ramazanlar şimdiden..Rabbim hakkıyla eda etmeyi nasip eylesin tüm inananlara..

    Günler uzun , havalar sıcak ama iman gücü onlardan daha kuvvetli olduğu için Rabbim verecektir kolaylığını..

    Çocukluğumuzdaki ramazanlar unutulurmu hiç 🙂 yarım gün tuttuğum oruçlar 🙂 sahurda kalkmak , o manevi havayı yaşamak bir çocuk için en güzel anılardan sanırım..

    Aynı duyguları çocuklarımıza yaşatmak duası ile 🙂

  2. kralizasyon   •  

    Aynen abi benim annem de her sahurda mutlaka bi sahur programı açar televizyonda 🙂

  3. Mehmet CABAR   •  

    Ben ramazan deyince “belgeseller” aklıma gelir ve bundan sonra da hep böyle kalacak. Eskiden hep iftar vaktine doğru, kış aylarında özellikle, oturur bir saat stv de çıkan şu belgeselleri izlerdim ve bir haftadır o belgeseller yine çıkmaya başladı ve yine ekran başındayım^^
    Ramazan bir başka güzel Enes, her şeyiyle. İnşallah en güzel şekilde ağırlayacaz bu güzelim ayı 🙂

  4. Enes Gündoğdu   •  

    Abi bizim Buralar da 9.30 da okunuyor ezan 🙂 Ne zorluklar çekiyorum. Abi Rabbim İnşallah kabul eder 🙂 Hayırlı Ramazanlar

  5. ela   •  

    Ramazan denildiğinde aklıma çocukken oruç tutma ısrarım gelir aklıma annem hastayken ufağım tutmayayım diye sahura kaldırmazdı yinede akşama kadar birşey yemezdim.

  6. Enes ILHAN   •     Yazar

    Kardeşlerim hepinizin ayrı ayrı güzel yorumları için gerçekten teşekkür ederim. Ne güzel herkesin en az anlatacak bir şeyleri var ve sizler bunu yorum olarak dile getiriyorsunuz. Buna işte gerçekten çok seviniyorum. Anında yorumlarınıza cevap veremediğim için gerçekten üzgünüm ama en azından anında onaylamaya çalışıyorum. Hepinize teşekkür eder, bu güzelim ramazan ayının hepimiz için en hayırlı bir şekilde geçmesini rabbimden niyaz ederim..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Sorusu ? * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.